Babalar Günü: Sonsuzluğa gitmiş babalarımızın ardından. Bu güne kadar yazdığım şiirlerden bulabildiklerim…



ÇALIKUŞU
ağaçları sevdi ayrımsız,
ağaçlar da onu;
tüm çalılar ve
otların tümü…
gözleri,
buzlu dağ zirvelerinin
aynası,
zulalayıp hasretini
bileklerine,
aşılardı
tüm nebatatı
o bir kızılcıktı misal:
tomurcuklanıp kış demeden,
ilk cemreyle kapıyı çalan,
doygun sarı bir bahar.
direnip kışa,
kan kızıl acılar,
kıpkızılcık meyveler,
kızıl mı kızıl bir sonbahar…
bir muşmula ağacı ya da:
sırım gibi bir ağaç,
yeşilin en âlâsı,
mermi gibi hülasası.
umut gibi sert,
umut kadar uzak…
bekledikçe çürüyen,
çürüdükçe tat veren…
o bir suretti belki de:
bir vardı…
bir de bakmışsın ki yok.
onca yaşamı sığdırıp çıkınına,
sığdırıp onca yaşanmışlığı,
ömrümüzü çekip,
ömrünü tüketti.
kimi tabanı delik bir potin,
cızlavet kimi de,
köy köy taşıdı,
yorgun bedenini.
tüm varlığı,
ağır çantası ve
çantanın omuz kesen kayışı.
eski makinesi, koca flaşı.
suretler çekti,
düşler biriktirdi
ve sadece gülüşler,
tozlu makaralarda…
hayır, bir çalıkuşuydu o:
daldan dala
hasretini haykıran.
yanık ezgileri vardı,
kilometrelere meydan okuyan.
misal bir aralık ayında,
karlı bir Malatya sabahında,
karaçalılarda şakıdığı
en son ve en güzel ezgisi,
buzdan bir Ankara ayazında,
karanlık, koca beton yığınlara inat;
var olmayı başarmış her nasılsa
bir “gülbündü”nün dalında
duyulan…
16.12.2009
(gülbündü: kuşburnu)
“Babama ve Oğluma“
oğul! evlat demek buymuş,
burnumda sızlayan kokuymuş.
bahar döner yaz,
yaz döner kış,
umut döner hasret olurmuş.
çiçek açar hasret,
kar yağar hasret,
hasret açar katmer katmer
kanayan gül olurmuş.
oğul! evlat demek buymuş,
yol gözlenir, yol olunur,
çivi çakmadık ya ölünür,
kara toprak olunur da;
hasret bitmezmiş. . .
16.12.2009
BABA
bitmeyen bir yolculukmuş
senin gidişin…
aslında baş ucumdayken her daim
emin de değilim…
yetim kaldık hepimiz,
ondan eminim…
ağaçların yetim, kuşların yetim,
derelerin, pınarların,
kara lastiğin altında aşınmış
yolların yetim…
36’lık makaraların,
siyah-beyaz anıların,
bir dağ köyünde sinek konan
gülüşlerin yetim…
deklanşöre basan parmağına hapsolmuş
29 Ekimlerin, 23 Nisanların, 19 Mayısların yetim…
dostların, kristal kahvesi, okey taşları,
boşlukta çınlayan kahkahaların yetim…
oğulların, kızların, torunların yetim,
anamın bakışındaki mavi yetim…
gittin,
beş dakika mı oldu, beş gün mü oldu,
beş yıl mı oldu, beş yüzyıl mı?
bilemedim,
zaman bile yetim…
15.06.2014
BABALARIN ARDINDAN
gençtin, tuttuğunu koparırdı
demirdendi sanki bileklerin.
fırtınalara kafa tutardın;
her şeyi bilir, her şeyden anlar,
her şeye çene çalardın…
kavururdu civarı içindeki yalaz,
ölümsüz bir tanrıydın sanki
fütursuz, dik başlı ve aymaz.
bir gün o eşsiz sevdan
meyvelerini verdi, çoğaldın;
baba oldun ne mutlu,
göğüslerini kabarttı,
erkek olmanın gururu.
ama kovuldun olimpos’tan
rütben söküldü, yıldırımların yok
artık basit bir kulsun…
sustukça baba oldun,
öğrendikçe sustun.
içinde kopsa da fırtınalar
dışarısı süt liman,
dilsiz mahir bir usta gibi
eserlerini yonttun…
duyguların yok senin,
isteklerin ve düşlerin,
ölmeye bile hakkın yok,
sessizce başarmak görevin.
ağır olmalısın taş gibi,
sevgin ölçülü olmalı,
uzaktan sevmelisin…
anlaşılmayı hiç umma
o söylediklerin eskidendi.
bir gün göçüp gittiğinde
hatırlayacaklar değerini…
17.06. 2018
ZAMAN
kırıldı kolum kanadım
şakaklarımda kan
oğul hasreti, kız düşü
içimde yanan
zaman
sevdaları, ayrılıklara;
kahkahaları, gözyaşlarına
döndüren zaman
zaman
soruları yanıtsız;
yanıtları anlamsız
kılan zaman
zaman
acılardan,
mutluluk doğuran;
mutlulukları,
acılara boğan zaman
zaman
öfkeli boranlardan,
dingin sular yaratan;
övgü ile
küfrü karıştıran
zaman
zorbaları, tiranları, ağaları,
paşaları, kralları, padişahları,
zengini, yoksulu, köleyi, efendiyi
kum tanecikleri gibi savuran
zaman
anaların, babaların
dölünü kurutan;
oğulları, kızları
öksüz bırakan zaman
amibi, tırtılı, kelebeği,
otu, ağacı, çiçeği,
taşı, kayayı, dağı, tepeyi,
ayları, güneşleri, evrenleri…
bilcümle her şeyi
yutan zaman
anı, günü, ayı, mevsimi, yılı,
yakalayıp kuyruğunu
kendini de yutan,
açgözlü zaman
küllerinden yoğurup balçığı,
yaşamı tekrar kuran zaman
köstebek misali körsün,
binleri bulmuş yaşın
hem de sağırsın,
ayağımdaki nasır
sanki yüreğin;
görmez, duymaz, acımazsın
ben karıştım börtü böceğe,
can oldum güle, çiçeğe
kalanların kahrını anlamazsın.
oğullarım kızlarım var benim
hasret adlı iğneli fıçıda
an be an
BABA diye kanayan
zaman
yalnızlıktan nevri dönmüş
yaşlı bunak,
anasız, babasız,
oğulsuz, kızsız,
nesepsiz zaman
nereden bileceksin sen
doğdular, bebek kokularını
yüreğime mimledim,
eğildim, büküldüm,
ter oldum eridim,
dam dedim başlarına
yağmur dedim,
güneş dedim
azığımdan bölüp lokma türettim
çobandım
okul görmeden
mürekkep yaladım
yazgımı üleşmedim
okusunlar dedim
büyüdüler, saldım
yaşam tuzaklarına
ölene dek özledim
torun, torun bölündüler
ben hepsini özledim
sıladaydım
gurbetten daha zor
oğulsuz, kızsız
evet ben özledim
çok özledim
ama sen
ulan kart cadaloz
sen çocuklarıma
dönmeyeceğe
hasret kalmışlığa hiddet
onulmaz yaralar yaşatma
09.12.2010
BABAMSIN SEN DE
bir kolumda yalnızlığım
kimsesizliğim diğerinde
ıslak bir it misali
dolaşırken kentin
betondan coğrafyasında
nasıl olmuşsa göğermiş
üç gül bir çatlakta
kurtarılmış bölge
durur muyum hiç
sevdasızlıktan çatlamış dudaklarım
musallat oldum en güzeline
bir bakış tepemde
hücrelerimi yakan
güllere şefkatle bana hiddetle bakan
“dur!” dedi dondurdu kanımı
“sahipsiz mi sandın sen onları?”
taşların içindeki vahanın bahçıvanı
yıktım kaşlarımı boynumu büktüm
çaresizliğin aymazlığına
yasladım sırtımı
sahipsizliğin cesaretine
“sevda bu” dedim “dolu yüreğimce”
“işte boynum kıldan ince”
nemlenirdi gözleri
kıyamazdı küçük gülüne
kızamadı bana da
bendeki sevdayı görünce
kabullendi sessizce
gerdi kanatlarını üzerimize
aşımıza tuz
tırnak oldu başımıza
gık demedi çulsuzluğuma
oğul belledi
gülünün çevresinde
bu kentteki babamdın sen de
ve bir gün gittin erkence
karşıyaka’da
o yaban gülünün
altındaki kara parçasına
her geldiğimde andım
sılada bıraktığım babamı
ve apansız gitti o da
tavşantepe’de
buzulların şavkında
ışıldayan kara parçasına
her gittiğimde andım
ankara’da bıraktığım babamı
22.12.2014



